GREEN PARK ATİNA GÖSTERİMİ, 7 HAZİRAN 2017


Özgürleşen Seyirci’yi göstermek üzere bu kez Costa-Gavras’ın memleketinde, Yunanistan’ın Atina şehrindeydik. Şehrin en büyük ve merkezi parklarından birinin işgal edilmiş kafeteryasında gerçekleştirdik gösterimimizi. Anarşist geleneğin güçlü olduğu Atina’da yeniden kamusallaştırılmış mekânlar oldukça yaygın. 2015 Haziran’ından bu yana parkın kafeteryasına sahip çıkan ve bu mekânı kamu yararına kültürel, sanatsal, politik etkinlikler yapmak için kullanan Green Park ekibi örneğin, 2011’den bu yana süregiden Empros Tiyatrosu işgalinden ayrılarak burayı mesken edinmiş. Green Park ekibi, 2015’ten bu yana bu yeni mekânda çoğunlukla sergi ve etkinlikler gerçekleştiriyorlar.
Devlet, kanun gereği, kamu yararı gözetildiği sürece kamusal alanların kullanılmasına müdahale etmiyor; dolayısıyla bu tür mekân işgalleri doğrudan yasal olmasa da meşru bir statüye sahip.
Fakat devlet daha dolaylı yöntemlerle önlemlerini de almıyor değil. Örneğin, işgalin hemen ardından halka açık kocaman bir park olan Green Park’ın etrafı demir parmaklıklarla sarıp sarmalanmış ve parka özel güvenlik getirilmiş. Yakın zamanda ise kafeteryadaki etkinliklerini baltalamak üzere mekânın elektriklerini kesmişler. Bu sebeple, Özgürleşen Seyirci’nin gösterimi, yakındaki bir kiosktan satın alınan elektrik ile gerçekleştirildi.
Öte yandan, ilk aşamada işgal ve dayanışma mekânlarını destekleyen ve hatta tabandan örgütlenen ve özyönetimci revir ve aş evleri gibi dayanışmacı kurumları desteklemek için bir bakanlık da kuran Syriza hükümeti son zamanlarda işgal evlerine yönelik bir kapatma dalgası başlatmış durumda.
Belgeselimizin gösterimi ‘Where Are We Now?’ başlıklı bir sergi kapsamındaydı. Şehrin güncel kültür sanat gündemlerinden biri, malum, süregiden ‘documenta 14’ sergisiydi. 1955 yılındaki başlangıcından bu yana Almanya’nın Kassel şehrinde, 5 senede bir gerçekleşen bu yüksek bütçeli sanat etkinliği ilk defa başka bir şehirde gerçekleşti ve Yunanistan krizine, Almanya ve Yunanistan arasındaki politik tarihe, Yunanistan’ın Avrupa Birliği ile çatışmalı ilişkisine gönderme yaparak Atina ayağının başlığını Learning from Athens (Atina’dan Öğrenmek) olarak belirledi. documenta’nın bu jesti kimileri tarafından önemli bir jest olarak değerlendirilirken başka çevreler (örneğin Syriza’nın eski ekonomi bakanı Yanis Varoufakis) bu kararı ‘kriz turizmi’ olarak niteleyerek eleştirdi. Şehrin duvarlarında ise bolca Earning from Athens (Atina’dan kazanmak/kar etmek) yazılaması görmek mümkün.
Green Park aktivistleri ise mekânda, documenta’nın da temsil ettiği sanat anlayışına karşı tavır alan ve neredeyse tamamı ‘anonim’ işlerden derlenmiş bir sergi gerçekleştiriyorlardı. Örneğin, şehrin çeşitli yerlerindeki duvarlara yapılmış, “70 milyon avro bütçeyle kapitalizmi eleştirmek güzel mi documenta?” gibi sorular sorulan şablonlar sokaklardan kafeteryanın duvarlarına taşınmıştı. Şehrin çeşitli satıhlarındaki anonim işlerle ilgili yaptığımız sohbette bize aktarılan ilginç bilgilerden bir tanesi, bu anonim işlerden birine açılan dava idi. Çalışmanın kime ait olduğu bilinmediğinden davanın kime açıldığı da haliyle belirsiz olan bu dava, sorumlusu bulunduğu takdirde nihayetine ulaşacak.
Özgürleşen Seyirci’nin gösterimine geçmeden, Green Park ekibinin kendi eylemlerinden ve işlerinden parçalar izlendi. Öğrendiğimize göre, bir kaç yıl önce Atina’da Kültür Bakanlığı Financing Creativity (Yaratıcılığa Finansman Sağlama) adlı bir etkinlik gerçekleştirmiş, ancak bu etkinliğe konunun muhatapları, kültür-sanat inisiyatifleri ve grupları davet edilmemiş. Etkinlik sırasında grup üyeleri hiçbir ‘söz’ söylemeden, yalnızca gülme ve alkış gibi seyirci jestlerini kullanarak bakanın konuşmasını protesto etmişler. Sadece kahkaha ve alkışlarla konuşması kesilen ve ne yapacağını bilemeyen bakanın hâli aklımıza İstanbul Film Festivali’nin 2010 Nisan’ındaki açılış törenindeki Ertuğrul Günay’ı getirdi elbette. Az sonra benzer görüntülere rastlayacaksınız diyerek filmin gösterimine geçtik.
Gösterimin ardındaki soru cevapta seyircilerle karşılıklı deneyimlerimizi paylaşırken söze dökülen direniş hafızasının ortaklıkları, aslında görünmez bağlarla nasıl da birbirimize sıkı sıkıya bağlı olduğumuzu fark etmemizi sağladı bir kez daha. Diğer yandan ise yaşadığımız deneyimlerin farklılıklarını da gözler önüne seriyordu. Atina’da geçirdiğimiz süre boyunca, hem gösterim hem de Avrupa Dayanışmacı Ekonomiler Kongresi’nde tanıştığımız Yunanistanlı dostlar bizim içinde bulunduğumuz baskı ortamı ile kendi elleriyle, muhalif hareketlerin bir uzantısı olarak iktidara getirdikleri Syriza karşısında kendilerini içinde buldukları hayal kırıklığı ortamını sık sık karşılaştırdılar ve ‘sizin en azından hayalleriniz yerinde duruyor, biz kendi elimizle onları teslim ettik’ diyerek bize moral vermeye çalıştılar.
Kamusal mekânlarda gösterimler yapabilen, tiyatro oyunları sergileyebilen, sanat ve direnişe dair tartışmalarını, üretimlerini kendi seçtikleri mekânlarda gerçekleştirebilen kolektiflerle geçirdiğimiz bir iki günün ardından İstanbul’a döndüğümüzde aldığımız ilk haber Beyoğlu Sineması’nın perdelerini kapatma kararıydı. Bırakın kamusallaştırmayı, müstakil ticari sinema salonlarını saymak için bir elin parmaklarının fazla geldiği bir kültürel ortamda, gidilecek yolun uzunluğu da az çok belli gibi görünüyor.

Atina
7 Haziran 2017

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Blog at WordPress.com.